Çünkü sen malsın. Özgüvensiz, yaratılıştan bozuk, insanlıktan nasibini alamamış bir götverensin sayın enishan bey. Gidip birinden hiç vermek istemeyeceği bir şeyi istersin de onu...
Nasıl oluyor da oluyor lan? Aklım almıyor, çok yasaklı bir bölgeydin sen de, nasıl oluyor, nasıl birileri yanında, saçlarını okşayıp, kokunu içine...
Bazı yavşaklar ne kadar da şanslı. Bir ömürden daha fazlasını ima ediyor sanırım bir kelimeleri. İşte bu küçümsenmek beni mutlu ediyor. Biraz...
Küçükken üzerimde olan siklememezliğin insanlarca yorumlanmasıydı olgunluk. O oyuncak alnımazdı, o yemek pişirlmezdi, oraya gidilmezdi ama diğerleri gibi zırlayıp ağlamazdım...
Ben bu yazıyı sana yazıyorum, öncesine de çok şeyler yazdım da olmadı baştan alıyorum... Sanırım seni tekrar görüyorum, ilkinki gördüğümle...
Şİmdi bunun bir formülü, olayı yok mu lan? Nasıl olacak da olacak, ama olacak işte, olmalı.Yoksa ben böyle çok abdest bozar gibi sözler bozarım. Yazdıklarımı...
Şiirler yazmasam artık, şiirler okumasam. Yazmamalıyım, yazmayacağım. Gayrı devam etmeli mi hayata, edilinebiliyor mu öylece? Çünkü artık şunu kavradım, ne kadar...
Gün 1: Dışarı çıkamıyorum. Burada tamamen izole olmuş bir biçimdeyim. Yazamıyorum nalet olsun. Bir kitabı siliyorum, tekrar başlıyorum tekrar siliyorum, yüzlerce silinmiş...
Hayır be hayır, olmuyor işte. Ondan sonra yok sen uğraşmıyorsun, sırf bakın ben uğraştım demek için kendini kandırıyorsun diye bana çıkışıyorlar....
Sınavlar önü alınamayacak bir hızla gelmekteydi, hastalığın kırıntıları daha vücudumu terk eylememişti ki, artık kontrolü ele alma vaktinin geldiğinin bilincindeydim....
O kafayla yürüyorum, kapşonum çekili ve saçlarım yanaklarıma çarpıyor her adım atışımda. İnsanlarla bu kez farklı bir açıdan göz göze gelemiyorum....
“N’apıyorsun sen böyle, neden hep buradasın” dedi. Yavaşça yanıma oturmuştu. “Sen” dedim “şeysin, evet evet şeysin sen.” “Hayır ben şey değilim” diyerek geriye...
Bazı şeyler beni çok üzüyor lan bu hayatta. Mesela Fernando Torres’in sıçım sıçım sıçması. Kahroluyorum, Sabri’den, Guiza’dan beter oldu adam....
Bu kafayla daha fazla ilerleyemem gibi. Aklım dilediğince dolanıyor ortalıklarda, çok geç saatlerde dönüyor. Ayarsız yersiz tepkiler, mimikler fışkırıyor suratımdan. Bir...
“Insert Coin” gibi bir şey yazı yazmak.Yaşamaya devam edebilmek için bir şeyler yazmam gerekiyor sana. Bu yüzden nitelikten uzak nicelik tendanslı...
“Sanırım dünyanın en güzel ve en iyi kalpli kızı olabilirsin ama şu dünyada canımı yakmayı becerebilen nadir insanlardansın. Bunun senin...
Sakallarımı hiç kesmiyorum, çok biçimsiz ve kirliler. Bu paspallığım adeta bir tokat gibi. Ne vakit bir şeyler umut etmeye...
Kendimi tanımlamayı hiç beceremem. Bir polis gbt’me baksa, benden daha çok şey öğrenir kendim hakkımda belki. Yine de söyleyebileceklerim; mütevazılık...
Şimdi bakıyorum çevremde adam yok, çoğu at. İlişki!! bakımından da lacivert bir haldeler. Yani dışarı bakmasam, tanrı büyük bir kibirle...
Saatlerce yağan karı izleyip onu düşünüyorsan, onu düşlüyorsan, sarıldığını aklına getirip çıldırcak gibi oluyorsan,...
O kadar şey yazdım, tam göndereceğim, bir salaklıkla silindi hepsi. Sonra tekrar yazayım dedim ama ne yazmıştım lan ben? Bir...
Çok değil dokuz ay öncesi, zamanın göreceğiilinin büyük kanıtlarından bir kesit. Bir yazı, haliyle garip, biraz utanç verici, çokca samimi,...
Septisizmin doruklarında dolaştığını varsayalım. Varsayım üzerine gelişecek olan yazının da bir septisizm üzerine kurulacağı gerçeği yazının tezatlığına tezat düşer bu...
Orta 2’deydim sanırım. Mahallenin tek okuyacak olan çocuğu damgasını yemiştim, herkes üstüme düşerdi, dershaneye gitmeler, okuldan eve-evden okula periyodları… Ben...
Herkesten yorulduğunu hisettiğin an, kafana kimsenin de seni beklemediği gerçeği dank etmeli. Her şeyin yeri ve zamanı yoktur, yer ve...